O dizisine göre değişiyor. Hızlı çevirmem gerekenleri İngilizce altyazıyla izleyebilmem imkânsız zaten çünkü altyazıların ne zaman çıkacağı belli olmuyor. Genelde İngilizce altyazı çıkana kadar bölümü altyazısız izliyorum, altyazı çıktıktan sonra çevirirken de izlemiş oluyorum, bir de Türkçe altyazıyla son kez izliyorum. Böyle. :)
:)) Hemen Matthew Blank kankama bir telefon çakıyorum. ._.
Valla geçen sezona kadar güzelce bağlayıp bitirmelerini istiyordum ama son sezondan teaserlar fragmanlar çıktıkça, Instagram’da yeni sezonun fotoğrafları falan paylaşıldıkça içimi bir hüzün kaplamıyor değil. :/ Bir yandan bomba şekilde bitirip güzel bir anı olarak kalmalarını isterken diğer yandan da hep sürsün istiyorum. :/
Bu arada şaka maka izleyecek dizi kalmadı (benim için). Breaking Bad de bu sezon bitince izlediğim tüm “baba” diziler tükenecek. Eskiden her gün BTN’den 1-2 dizi indirirken artık sadece çevirdiğim dizileri indirir olmuşum. Yeni sezonda çıkan hiçbir diziyi beğenmedim, hep faso fiso. Dizi yoksunluğu çekiyorum. :( İnşallah Dexter ve Breaking Bad de bittikten sonra onlar ayarında bir şeyler gelir artık.
Aman da aman, ne güzel şeyler duyuyorum. :)) Teşekkür ederim efenim, yapmış kadar oldunuz. :)
Durup durup her lafın sonunu “her şeyin başı sağlık” diye bağlayan insan evrimimi tamamlayalı çok olmuştu ama bu ara tavan yaptım artık. Her şeyin başı sağlık. :/
Aman efendim, ben de sizi çok seviyorum. :)
Tamam kızıyorsun ediyorsun ama karizmasını veya şirinliğini görecek vaktimiz olmadı ki atarlı anonymouscığım. :) Daha ne konuşmasını gördük, ne olaylara tepkilerini, ne mimiklerini ne bir şeyini. Karizma dediğimiz zaten bunların bütününden oluşmuyor mu? “Smart is the new sexy” felsefesine sonuna kadar inanan bir fakirim ve yanlış hatırlamıyorsam anne için çok fazla abartılı “iç” özellik sayılmıştı önceden (tabii bu kız anneyse). Yani öyle ya da böyle ben zaten “anne”nin hiçbir zaman fiziksel olarak çok güzel bir şey çıkmasını beklememiştim. Ama kesinlikle ve kesinlikle bütününe baktığımda bir “dream girl” imajı çizmesini bekliyorum önümüzdeki sezon.
Yine de hayatta herkesi memnun etmek mümkün değil, ne olursa olsun karşımıza çıkacak olanı beğenen de olacak beğenmeyen de. Hem ne bileyim; karşımıza hem dış güzellik hem de iç güzellik olarak aşmış bir karakter çıksaydı o zaman da olay iyice gerçekliğini yitirecekti.
Önemli olan iç güzelliği beeeeeee. (samimiyetsizlikten öldü)
Cevabımı mesajın diğer yarısında veriyorum. :)
Oh ne güzel program. :))
Bence gerçekten anneyi gördük. Umuyorum yani. :)) Ya bunca sene bekledikten sonra beklentilerimizi karşılamaması çok normal çünkü zaten izleyici olarak neyi beklediğimizi biz de bilmiyoruz bence. Sabah ilk izlediğimde “bu ne be böyle, ev kızı gibi” demiştim ama sonradan fikrim değilti misal. :) Bir insanın tipinden ziyade hareketleri, mimikleri, konuşması, karakteri, bilgisi vs.dir onu gözümüzde çekici yapan; benim için öyle en azından. E daha bu kızın hiçbir numarasını göremedik. Ebleh gibi bilet istedi gitti, tabii beğenmeyiz. :) Ben zaten hiçbir zaman afet-i devran bir şey beklemiyordum; hatta düşününce kafamdaki anne imajına da oturtmaya başladım bile kızı. Kısacası eğer anne gerçekten buysa güzel bir seçim olmuş derim ben. :)
Boşuna çevirmemek için Google’da arattım ve şöyle bir link buldum: http://ceviri.alternatifim.com/data.asp?ID=19749&sarki=The%20Sailor%20Song&sarkici=The%20Gadsdens
Selamlar. Onu beğenmeyip bin tane laf eden de olmuştu, çok beğenen de. Sizin beğenen tarafta olmanıza sevindim, çok teşekkürler. :)
Teşekkür ederim. Orası öyle tabii. Gerçekten ortada harcanan ciddi bir emek ve zaman var. Ama pişman mısınız derseniz değilim. :) Yardımcı olabildiysem ne mutlu, sevgiler.
Çok teşekkür ederim öncelikle. Lise çağlarında falan altyazılı dizi-film izlerken aralardaki birkaç kelimeyi anlayıp her şeyi anladım sanırmışım. Tabii kazın ayağının öyle olmadığını sonradan anladım. :) Açıkçası tam bir süre veremeyeceğim ama dediğim gibi çeviri yapmaya başlamamla birlikte “listening”imin gelişmesi ve kelime dağarcığımın genişlemesi bir oldu. Ondan öncesinde de CNBC-e’nin açılması ve neredeyse yayınlanan her dizi ve filmi izlememin de katkısı büyüktür. Her şey bir süreç tabii ve bu kişiye göre değişir; şu kadar ayda şu kadar yılda diye bir şey diyemem ama zamanla daha iyi oldu her şey. Hâlâ da geliştirmeye çalışıyorum tabii kendimi, sonu yok.
Benden olduysa herkesten olur merak etmeyin. :)) Sevgiler.
Hahahah, çok sağ olun. :)))
O sizin kendi sevimliliğiniz efenim. :)) Yok yahu niye beğenmeyeyim, dalga geçiyorum. :) Bazen sonuna inadına _f_ist_seviyesiz falan yazasım geliyor da sonra otuz yaşında olduğumu hatırlıyorum, yaşının kadını ol, çocuklaşma diyorum. :/
Hahaha, sağ ollll. :) Herkes papağan gibi sürekli aynı şeyi söylüyor. :) Marka değerim düşük napayım. :)) “İmaj” genelde ufak yaştaki arkadaşlarımızı etkileyen bir şey; hep de o yaştaki arkadaşlardan çıkan bir “kalıp cümle” oluyor bu. İnanın daha beni herhangi bir dizi izleme sitesinin çevirmeni falan sanan veya para aldığımı düşünen tiplerin böyle sözlerine kızamıyorum. Başta kızmıyordum desem yalan olur tabii ama artık komik bir seviyeye geldi, görünce gülümsüyorum.
Fyodor Dostoyevski’nin adı Abdurrezzak Keçisever olsa bir şey değişir miydi acaba? Fonetiğim bile kötü, Rusça bir nick bulmalıyım derhâl! :)